IELTS Speaking sınavında Examiner (gözetmen) size beklemediğiniz, belki de Türkçe bile olsa üzerinde hiç
düşünmediğiniz bir soru sorabilir.
Örneğin:"Sence önümüzdeki 50 yıl içinde müzik zevkleri nasıl
değişecek?"
Böyle bir anda "Eee...", "Ummm..." demek veya 5-10 saniye boşluğa
bakarak sessiz kalmak,
Fluency and Coherence (Akıcılık ve Tutarlılık) puanınızı anında dibe çeker.
Peki çözüm ne? Sınav gözetmenine "Şu an düşünüyorum ama İngilizcem o kadar iyi ki,
düşünürken bile mükemmel cümleler kurabiliyorum" mesajını vermek. İşte bunu sağlayan sihirli
yapılara "Filler" (Doldurucu) cümleler diyoruz.
İngilizce Sınavı
Doldurucu Cümleleri Kullanmanın Altın Kuralları
Bu cümleleri rastgele serpiştiremezsiniz. Yanlış kullanım
"ezberlenmiş" (memorized) veya "doğal
olmayan" (unnatural) algısı yaratır.
Her Soruya Aynı Tepkiyi Vermeyin
Her soruya "That's an interesting question" derseniz gözetmen bunun bir şablon olduğunu anlar.
Çeşitlilik şarttır.
Part 1, Part 2 ve Part 3'e Uygun Seçim Yapın
Part 1 (Günlük sorular): Daha doğal, kısa ve günlük (casual) doldurucular
kullanılmalı. Part 3 (Soyut tartışmalar): Daha felsefi, akademik ve konuyu genişleten doldurucular
seçilmeli.
Tonlamaya (Intonation) Dikkat Edin
Doldurucu bir cümleyi robot gibi tekdüze söylemeyin. Gerçekten o an aklınıza gelmiş gibi doğal bir
vurguyla (hatta hafifçe düşünür gibi yukarı bakarak) söyleyin.
Doldurucu Cümle Asıl Cevap Değildir
Bu cümleler size sadece 3 ila 5 saniye zaman kazandırır. Bu sürede asıl fikrinizi
toparlamanız gerekir.
İngilizce Sınavı
Kategori 1
"Hiç Beklemediğim Yerden
Geldi" (Zaman Kazanma)
Özellikle Part 3'te zor bir soru geldiğinde fikrinizi toparlamak için 3-4 saniyeye
ihtiyacınız varsa bu kalıpları kullanın.
Yapmamanız Gereken: "Ummmm..." (Sessizlik)
"To be perfectly honest, I've never really thought about it before, but if I had
to guess..."
Tamamen dürüst olmak gerekirse, bunu daha önce hiç düşünmemiştim ama tahmin
etmem gerekirse...
Kullanım Yeri: Sizi gerçekten şaşırtan, soyut sorularda (Part 3).
"That's a rather complex issue, isn't it? Well, I suppose..."
Bu oldukça karmaşık bir mesele, değil mi? Şey, sanırım...
Kullanım Yeri: Toplumsal problemler, ekonomi veya teknoloji etiği
gibi konularda.
"Let me think about that for a second... Right, I'd say that..."
Buna bir saniye düşüneyim... Tamam, şunu söyleyebilirim ki...
Kullanım Yeri: Herhangi bir partta, dürüstçe biraz zaman
istediğinizde (Çok doğal durur).
"That's an interesting perspective. I haven't looked at it from that angle
before..."
Bu ilginç bir bakış açısı. Daha önce konuya bu açıdan bakmamıştım...
Kullanım Yeri: Examiner fikrinize karşı çıkan bir "neden" sorusu
sorduğunda.
Konuşurken konudan saptığınızı hissettiniz veya yanlış bir kelime kullandınız. Panik
yapıp susmak yerine cümlenizi zarifçe baştan kurun.
Yapmamanız Gereken: "No, no, I mean..." (Hızlıca ve panikle düzeltmeye
çalışmak)
"What I'm trying to say is..."
Aslında söylemeye çalıştığım şey şu...
Kullanım Yeri: Fikrinizi anlattınız ama çok karmaşık oldu,
basitleştirerek özetlemek için.
"Let me rephrase that..."
İzin verin bunu yeniden ifade edeyim...
Kullanım Yeri: Yanlış bir şey söylediğinizi (veya gramer hatası
yaptığınızı) fark edip, doğru şekilde tekrar kurmak için.
"To put it another way..."
Başka bir deyişle...
Kullanım Yeri: Examiner'ın yüzünde "tam anlamadım" ifadesi
görürseniz, aynı fikri farklı kelimelerle açıklamak için.
"Or rather..."
Ya da daha doğrusu...
Kullanım Yeri: Cümle ortasında küçük bir düzeltme yapmak için.
(Örn: "I often go to the library, or rather, I used to go before the pandemic.")
İngilizce Sınavı
Kategori 3
"Sorduğunuz Konu Hakkında
Hiçbir Fikrim Yok"
IELTS bir bilgi testi değildir, dil testidir. Size "Uzay turizmi
hakkında ne düşünüyorsunuz?" diye sorulduğunda, "Bilmiyorum" demek yerine, bilmediğinizi ne kadar güzel İngilizceyle ifade ettiğinizi gösterin.
Yapmamanız Gereken: "I don't know."
"I'm not exactly an expert in this field, but my understanding is that..."
Bu alanda tam olarak uzman sayılmam ama anladığım kadarıyla...
Kullanım Yeri: Teknik, bilimsel veya hiç ilginizi çekmeyen bir
konu (örn: sanat tarihi, fizik) sorulduğunda.
"To be frank, it's not something I know a great deal about. However, I
suppose..."
Açıkçası, bu hakkında çok şey bildiğim bir konu değil. Ancak sanırım...
Kullanım Yeri: Soru hakkında gerçekten sıfır bilginiz varsa ama
yine de mantıklı bir tahmin yürütecekseniz.
"I haven't been keeping up with the news on this, but..."
Bu konudaki haberleri pek takip etmiyorum ama...
Kullanım Yeri: Güncel olaylar veya politik/ekonomik trendler
sorulduğunda.
İngilizce Sınavı
Kategori 4
Günlük Doğallık
(Özellikle Part 1 ve Part 2 İçin)
Part 1'de size "Hangi tür filmleri seversin?" gibi basit sorular sorulur. Buralarda
aşırı resmi kalıplar kullanmak ("To be perfectly honest...") komik durur. Daha doğal doldurucular
seçin.
"Well, actually..."(Şey, aslında...)
"As a matter of fact..."(Aslına bakarsanız / Gerçek şu ki...)
"I suppose..."(Sanırım / Tahmin ediyorum ki...)
"You know..."(Biliyorsunuz... Not: Bunu çok sık tekrarlamak puan kaybettirir,
cümle aralarında sadece 1-2 kez kullanın.)
Gözetmenin Gözünden (Examiner's Perspective)
Bir Examiner, "Let me think about that for a second" kalıbını duyduğunda ne düşünür?
"Bu aday İngilizce konuşurken o kadar rahat ki, tıpkı ana dilinde konuşan biri gibi düşünmek için doğal
bir mola verebiliyor. Gramer kontrolü yerinde ve iletişim kopmuyor."
İşte bu yüzden, bu cümleler sadece sessizliği doldurmaz,
aynı zamanda size doğrudan Fluency (Akıcılık) puanı kazandırır.
Speaking pratiği yapmak ister misin?
Bu listeyi sınavdan önce mutlaka çalış, hatta ayna
karşısında kendine sorular sorup, cevap vermeden önce bu kalıpları doğal bir tonlamayla söyleme pratiği
yap!